Suriyeli çocuklar sadece savaş kurbanı değil; her çocuk gibi sınırsız hayal kurma ve oyun oynama hakkı bulunan bireylerdir

Suriye’nin çocukları sadece savaşı bilerek büyüyor. Gördükleri her şeyle başa çıkmak, şiddet zamanlarında kendilerini korumak ve tekrar hayal etmelerine yardımcı olmak için yardıma ihtiyaçları var.

Bu fikirden yola çıkan “Suriyeli Çocukları Koruma Ağı Hurras” çocuklarda farkındalık oluşturmak için Tayara Warak projesini hayata geçirdi. Tayara Warak Arap dilinde uçurtma demek. Tayara Warak,  özellikle okula gidemeyip öğrenme imkanı bulamayan çocuklara kendilerini nasıl koruyacaklarını ve yaşadıkları sorunlar ışığında haklarını öğrenmelerine yardımcı oluyor. Çocuklar arasında hoşgörü, dayanışma, karşılıklı anlayış ve barış değerlerini aşılamak, işbirliği ve sorun çözme becerilerini geliştirmeyi amaçlıyor. Tüm bunları çocukların anlayacağı yegane dil olan eğlence dilini kullanarak yapıyor. Dergide eğitici hikayeler, şarkılar, oyunlar, bulmacalar ve el sanatları ile ilgili birçok etkinlik yer alıyor.

Şimdiye kadar 180.000’den fazla sayı basan ve yaklaşık 20.000 çocuğa ulaşan (2016) Hurras’ta, personel ve gönüllülerin sayısı giderek artıyor. Ağın genişlemesi ve faaliyet kapsamının giderek artması kaynak ihtiyacını da arttırıyor.

Bu sebeple Suriyeli Çocukları Koruma Ağı Hurras internet üzerinden bir kampanya başlattı.

Kampanyayla ilgili ayrıntılı bilgi ve destek için burayı tıklayabilirsiniz.

Tayara Warak Dergisi’nin önceki sayılarına buradan ulaşabilirsiniz.

Tayara Warak Dergisi’ne ulaşan bu mektup böyle çalışmalara ne kadar ihtiyaç olduğunu doğrular nitelikte.

“Sevgili Leyla,

Benim adım Amal, 28 yaşında üç çocuk annesiyim. Rusya ve Suriye rejimlerinin kuşatmasında, hava saldırıları ve yoğun bombardıman altında olan Doğu Guta’da, siviller tarafından terk edilen özellikle kadın ve çocukların korku ve dehşet içinde yer altındaki sığınaklarda yaşamak zorunda bırakıldığı, açlık susuzlukla karşı karşıya gelindiği çok kötü sağlık koşulları altında yaşıyordum.

Hava saldırılarının başında çocuklarımı alıp harabeye dönmüş bir binanın altındaki sığınağa saklandım. Bu defa yanıma onları oyalamak için Hurras şirketinin yayınladığı Tayyara Warak çocuk dergisinin bazı nüshalarını almaya karar verdim. Çocuklarım bombardımanın sebep olduğu korkunç ve ürkütücü seslerden dolayı dehşet içindeydiler. Ellerime, bacaklarıma hatta elbiseme tutarak bağırıyor ve ağlıyorlardı. Biraz da olsa kendilerini güvende hissetmeye ihtiyaçları vardı.

Onları sakinleştirmek için herhangi bir şey yapmak istedim. Bağırıp ağlamaları geçmiyordu. Yüzlerini saklamak için elbisemi kullanıyor ve bana sokuluyorlardı.

Nihayetinde Tayara Warak dergisini elime aldım ve bazı hikayeleri okumaya başladım. Üç dört cümle okuduktan sonra sakinleşmeye başladılar ve ağlamaları kesildi. Beni dinlemeye başladılar. Yüzlerini saklamaya devam ediyorlardı. Bir dakika sonra bana bakmaya ve hikayeyi okuyuşum esnasındaki yüz ifademi takip etmeye, oturuşlarını düzeltip büyük bir dikkatle dinlemeye başladılar. Hikayeyi okurken yüzlerinde beliren gülümsemeyi görünce şaşırdım. Hatta hikayeyle ilgili sorular soruyorlardı. Atmosfer bir anda değişti. Bombardıman ve ölüm korkusuyla sığındığımız o sığınak bir anda eğlenceli hikaye okuma seansının yapıldığı bir okula dönüştü sanki.

Sığınaktaki bütün çocuklar, hikayeyi okurken beni dinledi ve daha fazla hikaye duymak için etrafımda toplandılar. Tayyara Warak’taki güzel bir şiiri de şarkıya çevirerek söyledim. Hikaye aracılığıyla neden o sığınakta saklandıklarını ve bu korkunç seslerin nereden geldiğini de onlara açıkladım.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir